Bugün - 23 Kasım 2017 Perşembe
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künyemiz
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.gergerhaber.net Logo
Kültür Sanat
Yaşam
Röportaj
Eğitim
Ekonomi
Sağlık
Güncel
Köyden Haberler
Politika
Adıyaman 28°C
Yazar Detayları

FAHRETTİN ÇELİK

FAHRETTİN ÇELİK - Dil Bilinci

Dil Bilinci
Yazı Tarihi: 28 Mart 2012 Çarşamba
Dil Bilinci   Dil, duygu, düşünce ve güdüleri, doğrudan ya da dolaylı olarak aktaran anlatım aracıdır. Karşımızdakine jest ve mimikler, yazıyla veya konuşarak düşüncelerimizi aktarmamız mümkün. Bunların her biri dilin farklı bildirim şekilleridir.   Hayvanlar ve bitkilerde de kendini ifade etme şekilleri var. Hayvanlar da tıpkı insanlar gibi sesler çıkararak acıktığını, susadığını, hastalandığını ifade ederler. Bitkiler ise sarararak hasta olduğunu, yaprakları dökülerek susadığını belirtirler.   Ancak, ele almak istediğim konu, insanların sesler çıkararak kendini ifade etmeye çalıştıkları dildir.   Dil, toplumun temel mihenk taşlarından biridir. İletişimi sağlayan en önemli araçtır. Bu nedenle dilin doğru kullanılması, belli kurallar çerçevesinde kullanılması, milli olması kaçınılmazdır. Yoksa ortaya garip şeylerin çıkması da kaçınılmazdır.   Çağımızda zaman içerisinde güçlenen ve dünya dilleri diye adlandırılan diller konuşulmaktaysa da aslında dil, insanın hangi millete mensup olduğunu yansıtan en kestirme ve belirgin özelliğidir.   Çoğu zaman kimin hangi milletten olduğunu ancak konuşunca anlarız. Türkçe konuşunca Türk, Almanca konuşunca Alman, Arapça konuşunca Arap olduğunu anlarız. Hatta dil öyle bir şey ki, insanlar konuştukları dillerle anılırlar.   Dildeki başıboşluk “her telden çalmak” olur ve anlaşılması zorlaşır. Kimisi Arapçadan, kimisi İngilizceden, kimisi Fransızcadan yeni yeni kelimeler kullanırsa ortaya anlaşılmaz bir kelime kirliliği çıkar.   Tıpkı günümüzde olduğu gibi. O kadar yabancı kelime sızdı ki dilimize ortada Türkçe diye bir şey kalmadı. Öz Türkçeyi kullanmak bile geri kalmışlığın, demodeliğin, bilgisizliğin belirtileri sayılmaya başlandı.   Bir yazar yazılarında ne kadar çok anlaşılmayan, ithal kelime kullanabiliyorsa iyi yazar, konuşan ne kadar yabancı kelime kullanabiliyorsa bilgili, aydın sayılmaya başlandı.   Kültür emperyalizmine karşı en güçlü araçlardan biri olan dilin içindeki yabancı kavramlar yerine Türkçeye uygun kavramlar bulunması dilimizin geliştirilmesi için gereklidir.   Atatürk de dilin toplumsal yaşamdaki işlevini vurgulamak amacıyla: “Dilin millî ve zengin olması, millî duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.”, “Türk dili, Türk milleti için kutsal hazinedir.”, “Ülkesini ve istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.” demiştir.   Bölgeler arası ağız farklılıkları olması, bir anlamda doğal karşılanabilir. Yöresel dillerin halk arasında konuşulması tabiidir. Ancak ülkede kullanılan ana dilin korunması, öğrenilmesi, bilinmesi esastır. Adıyaman ağzı, Urfa ağzı, Karadeniz ağzı zaman içerisinde oluşmuşlardır. Ancak, kitap Türkçesinin en azından yazı dilinde kullanılması, kitle iletişim araçlarında tercih edilmesi dilin yaşatılması adına bir zorunluluktur.   Dilin zenginliği, onu kullanan toplumun ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel bakımdan zenginliği ile paraleldir.   Günümüzde çok hızlı bir şekilde yeni icatlar ortaya çıkmaktadır. Yeni icat edilen bir ürüne, icat edilen ülkedeki dile uygun bir isim verilmesi gayet doğaldır ve bütün dünya bunu kullanma durumundadır.   Halk arasına yerleşen bu isim, sonradan değiştirilmeye kalkışılsa bile kabul görmeyecektir. Kullandığımız “faks” makinesine Türk Dil Kurumunca “belgegeçer” adı verildi. Ancak bu terimi resmi kurumlar bile kullanmaz. Çünkü toplumda kabul gören, alışılan ‘faks’ kelimesidir ve öyle devam eder.   Hatta öyle -sözüm ona- bazı düzenlemeler yapılıyor ki, komik durumlar bile ortaya çıkıyor. Türk Dil Kurumunca “asansör” kelimesi yerine “sunucu” öneriliyor. Yani sunucuya binmek ile asansöre binmek çok faklı şeyler olarak anlaşılır.   Ya da “taksi” kelimesi yerine “göçüm” terimini koyarsanız yine ortaya anlaşılmaz veya garip anlamlar çıkıyor. Türk Dil Kurumu tarafından tespit edilen “göçüm” olmasına karşın, halk arasında kabul görülen “taksi”dir.   O halde, dilin zenginleştirilmesinden önce siyasal, sosyal ve ekonomik zenginlik gerekiyor. Asansörü ilk biz yapsaydık adına “sunucu” koyabilirdik. Ya da faksı biz icat etseydik adını “belgegeçer” koyabilirdik.   O halde, bırakalım kim bize neyi önerirse onu kullanalım mı? Tabi ki hayır. Türkçe üzerindeki hâkimiyeti hafifletmek birazcık olsun elimizde. İmkânlar ölçüsünde kullanabileceğimiz kelimeleri bilinçaltına yerleştirmeye çalışmalıyız.   Özellikle internet kullanımında çokça yabancı kelime kullanılıyor. Örneğin, "design" yerine "tasarım" sözcüğünün kullanılması yerinde olur ve yadırganmaz da.   Kullanılan klavyeler bile Türkçe yazmaya elverişli olmayan “Q” denilen klavyeler. Oysa “F” klavyeler Türkçe kullanımında daha kullanışlı. Resmi kurumlarda bile hâlâ “Q” klavyelerin kullanılması yanlış bir tutum.   İş yeri, cadde ve sokak isimleri, gazete, radyo, televizyon kanallarına yabancı isimler koymak zaten başlı başına Türkçeyi katletmeye yeter girişimler. Özellikle turistik yerlerde bazı işletmelerin tabelalarında yabancı isimler görmemiz kültür emperyalizminin ülkemizdeki etkilerini gösteren örneklerdir.   Gerek yazı, gerekse konuşma dilinde Türkçe kullanımına çok dikkat etmeliyiz. Yoksa ortada dil diye bir şey kalmayacak.   Bu ancak herkesin üstüne düşeni yapmasıyla mümkün olabilir. Bu anlamda toplumun ileri gelen adamlarına daha büyük görevler düşmektedir.   Fahrettin ÇELİK www.samsathaber.com  
 
İletişim E-Posta: fahrettinçelik@hotmail.com - Telefon: 0


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Samsat Depremi
Tütün Meselesi
Baki Gazetecilerin Onurudur
Tam Bağımsızlık için
İNSAN OLMAK
HAYATIN GERÇEĞİ
ABD AKLI VE İSTİKLAL MÜCADELEMİZ
15 TEMMUZ
CEMRELER AŞKA DÜŞER
BAZI KADINLAR
İNSANLAR NİYE KAVGA EDER
ÇELİKHAN SEVDALILARI…
SİLİFKE KÖKLÜ BİR KENT
İLİFKE GİZLİ BİR HAZİNE
KANI BOZUKLUK
HUZURUN BAŞKENTİNDE NELER OLUYOR
BAYRAM TADINDA BAYRAM OLSUN
SIRADAKİ MİLLET GELSİN…
RAMAZAN'IN HİKMETLERİ
CUMHURİYET'İN ÇOCUKLARI
ADIYAMAN'DA REKTÖRLÜK SEÇİMİ
ADIYAMAN'IN TUT İLÇESİ...
HOŞ GELDİN BAHAR
ADAY LİSTESİNİ OKUMAK
GAP OSCARI VE ADIYAMAN
SANAT VE EDEBİYAT HUZURA AÇILAN KAPIDIR
ÖZGECAN'DAN ALACAĞIMIZ DERSLER
20 OCAK (20 YANVAR)
AZERBAYCAN İZLENİMLERİ - 6
AZERBAYCAN İZLENİMLERİ - 5
AZERBAYCAN İZLENİMLERİ – 4
AZERBAYCAN İZLENİMLERİ - 3
AZERBAYCAN İZLENİMLERİ - 2
GANİRE PASHEYEVA VE AZERBAYCAN İZLENİMLERİ – 1
İNSAN HAKLARI NUTUK ATMA GÜNÜ
HELAL OLSUN MUHTAR…
ÖYLE YAĞMA YOOOK…
TANITIM GÜNLERİNİN ARDINDAN
HERŞEYİMİZ VAR TANITAMIYORUZ
BİZİM ÖĞRENCİLİĞİMİZ
EKMELEDDİN BEY 14 PARTİNİN BAŞINA GEÇSİN
DÜNYA KUPASI MAÇINDA RUH HALİM
KENDİMİ ARIYORUM
SEÇİM RÜZGÂRI
KIBRIS'TA GÜZEL İNSANLAR...
KIBRIS'TA GÜZELLİKLER...
ORDA BİR KÖY VAR; NİZAMİYE ARDINDA
DERVİŞ EROĞLU
GAP GAZETECİLER BİRLİĞİ VE KIBRIS
ATASININ İZİNDE BİR DÜŞÜNCE AKIMI
Dostluk Bilinci
MISIR’DA YAŞANANLAR…
RAMAZAN’DA AY ON DÖRDÜNDE
Kıbrıs Gezisi-7
Kıbrıs Gezisi - 5
Adıyaman Tanıtım Günleri-1
Adıyaman Tanıtım Günleri-2
Sahnede Adıyaman
Gönül Hikayesi
Bitmeyen Sevda; Samsat
Gap Oskarı...
Gül Kokuluya Hizmet
Birlik Çalışanları...
Fırat'ın İstifası
Akşam Haberleri
Suriye'deki Yangın
Anayasa Ve Başkanlık Modeli
İstanbul İzlenimleri 4
İstanbul'un Taşı Toprağı Altındır
İstanbul İzlenimleri
Dursun Çavuş Ve Samsat
Yazık Adıyamanspor'a
Samsatlılar Derneği
Sabah Namazında Ölümü Düşünmek
HEY NEMRUT… NEREYE?
Doğa Bilinci
Adıyaman Ticaret Lisesi Ve Bilal Ercan
Elli Yıl Daha Bekleyelim..
Gül, Gül Kokan Kabri Ziyaret Edecek
Ne kadar değer Vermeli
Dil Bilinci
ŞİMDİ BÜTÜN SURİYE HAMA OLDU
DEVLET BİLİNCİ
BÖYLE HOCA OLUR MU?
SOĞUK MEMLEKETİN SICAK İNSANLARI
SAMSAT İÇİN NE YAPMALI
TREN GELİR HOŞ GELİR
YİNE DPĞALGAZ MESELESİ
DOĞALGAZ ÇİLESİ..
KENDİ MEMLEKETİMİ SEVMEK İSTİYORUM
DEMOKRASİ BİLİNCİ
DAVRANIŞ BİLİNCİ
YİNE AYNI SAHNELER
ÇEVRE BİLİNCİ
TAYYİP ERDOĞAN'IN GÖZYAŞLARI
SAMSAT'TAN AYRILIRKEN
OYUMZU KİME VERSEK?
AKMERCAN'A TEŞEKKÜR
ÇİRKİN KASET SAVAŞI
Diğer Yazarlar

TYP Kapsamında Okul Güvenliği.
Gerger'e Çağrınızdır..!!
Sol Yanım..!
Yol Verin
SEVGİLİLER? GÜNÜ
Evet Geceye Zevdeli Yürek
Adıyaman'da neler Oluyor.?
Samsat Depremi
Edebiyat Ve Ahmet Sırrı Özbek..
Bazen Vay be Dersiniz

Vade Turizm..HAC & UMRE
Ulusal Gazeteler
Yazarlar 
Hava Durumu ( Adıyaman )
Bugün
18°C - 28°C
Perşembe
18°C - 28°C
Cuma
16°C - 30°C
Cumartesi
17°C - 32°C
Namaz Vakitleri ( Adıyaman )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
03:1805:1312:5516:5020:2422:09

08 Haziran 2016 Çarşamba
Röportajlar
Hasta Sedyede, Arif Şov Peşinde..!
Şimdi Kim Kazandı..? Adıyaman'da Adıyaman Belediyesinde ses sistemi ile ilgili görevli bir kardeşimiz..  İsminin Arif olduğunu öğrendiğim bu ka...
»
»
»
Tarihte Bugün
1462 - Midilli Adasının Vethi
1922 - Enez ve Havza'nın Kurtuluşu
1968 - Türkiye'de İlk Kalp Nakli Ameliyatı
Kim Kimdir
Günün Sözü
Ya Ali, benden sonra yola gidenler, senin gösterdiğin yoldan giderlerse selamete ererler.
(Hz. Muhammed)
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,57ms Logonuz...
google-site-verification: googleb1348143173db3dd.html